Bu kitap, yaşamlarımızı nasıl daha keyifli bir hale getirebiliriz? sorusuna odaklanıyor. Kitabın kırk ülkede 9 milyon adet satmış olması, bir ihtiyaca cevap vermiş olduğunu gösteriyor olsa gerek.
Evde düzen kurmak deyip geçmeyiniz! Her şey gibi onun da püf noktaları bulunuyor. Kitaptaki bazı detay ve önceliklendirmeler son derece önemli.
Okuyun, seveceksiniz.
Bu vesileyle 2023 yılının hayatınıza neşe, sağlık, barış ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu yıllar!
“Abesle İştigal” anlamsız bir iş ile uğraşmak anlamına gelen bu sözcük tam da bu özeti anlatıyor!
Yanlış anlamayın! Özet abes değil. Tam aksine son derece yararlı. Abes olan bizim yaptığımız. Okumayan bir topluma okuma ile ilgili bir kitap özeti sunmak ve de onun okuyacağını ummak. Ancak umutsuz bir hayat hiç mi hiç çekilmez.
Yazar kitabının bir bölümünde diyor ki “Dünyadaki tüm bilgiler parmaklarının ucunda olsa da bir aptal daima aptal olarak kalır”. Bu durum tabii ki de okuyup zihnini geliştirenler için geçerli değildir.
Yaşamımızdaki “sınırlar” ve üstlendiğimiz bazı “sorumluluklar” hayatımıza yön veren kişisel çizgiler olup, bir bakıma kim olduğumuzu ve kim olmadığımızı gösterir.
Zihinsel, fiziksel ve ruhsal sınırlarımızı öğrendikten sonra insanların bize ne yaptırıp ne yaptıramayacaklarını açık ve net olarak kendimiz belirlemeliyiz.
Aile hayatında, iş hayatında, cemiyet hayatında kime, ne zaman evet veya hayır demeli?
Bu kitap genelde üzerinde pek fazla kafa yormadığımız bu konuda çok güzel tespitleri olan bir eser. Özetini zevk ile okuyacağınızdan eminim.
“Ne yapması gerektiğini bilen, nasıl yapılabileceğini bilen, yapmamakla ne kaybettiğini ve yaparsa ne kazanacağını bilen, ama yine de hiçbir şey yapmayan insanı eyleme geçmekten alıkoyan” bir tür psikolojik kanser diyor yazar.
Bu pandemi dönemi pek çoğumuz için aynı zamanda bir tembellik mazereti haline geldi.
Yazar Kitabının Adını “Ataleti Yenmek” (Tembellikle Mücadele Kitabı) koymuş.
Okuyun, hem sevecek hem de ciddi bir şekilde yararlanacaksınız.
Ben orta ve liseyi çok katı, disiplinli bir okulda okudum. Düzenli olmak beynimize kazındı. Disiplin birinci koşul idi. O sisteme hep itiraz ettim. Mücadele ettim. Defalarca okuldan kovulma tehlikesi atlattım. Şimdi uzun yıllar sonra okuduğum yılların süper zekâları başta olmak üzere hiçbir parlak öğrencinin olağan üstü bir başarıya ulaşamadığını o sistemin bizlerdeki yenilikçi ve yaratıcı yetenekleri köreltmekten başka bir işe pek yaramadığını üzülerek görüyorum.
Bu kitap belki de onun için bana çok ilginç geldi.
“Dağınıklığın Hayatlarımızı Değiştirme Gücü”
Her insanın kişisel deneyimi farklıdır.
Okuyun, düşünün, belki çok da haksız bir yaklaşım olmayabilir.
Hayatta en çok muhatap olduğum suallerin başında “Nasıl vakit buluyorsun?” suali gelir. Bu aynı zamanda bir iltifattır.
Ben de her seferinde “zamandan bol ne var” derim. Bu da dolaylı bir övünmedir. Çok mütevazi olma gerçek sanırlar misali.
Değerli Dost Halit Yıldırım, bu konuda Sn. Zeynep Oral’dan bir alıntı yapmış. Aynen tekrarlıyorum.
“Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, zamanın kısalığından en çok şikâyet edenlerdir” derken şu gerçeğin de altını çizmek gerekir; Ülkemiz toplumu olarak kitap okumayı sevmiyoruz. Bahanemiz ise her zaman aynı: Boş zamanım yok! İşte bu konuda Zeynep Oral’ın farklı bir değerlendirmesine göz atalım: “Boş zamanım yok ki kitap okuyayım, diyenlere benim yanıtım hep şöyle oldu: Zaman denilen şey çanak çömlek değil ki boşu, dolusu olsun! Zaman yaşanılan bir süreçtir. O süreci nasıl değerlendireceğimiz bize bağlıdır; boşaltırız da doldururuz da… Akıp giden zamanın en dolu olanı, okuyarak ‘geçirilen’ değil; okuyarak çoğaltılan zamandır.”
Bu 15 sayfalık özet bize zamanımızı daha etkin kullanma konusunda pek çok ipucu veriyor ama siz de bu konuda belirli sıkıntıları olan bir kişi iseniz, bu 200 sayfalık kitabı alıp bütününü okuyun derim.
Bu vesileyle akıp giden 2018 yılının iyi hatıralar bırakmış olmasını umut ediyor ve 2019 yılında zamanınızı “etkili” şekilde kullanmanızı temenni ediyorum. Herkesin yeni yılını kutluyorum.
En İçten Sevgi ve Saygılarımla
Uğur Yüce
Not: Bu konu ile direkt ilgisi olduğu için 2 yıl önce yapmış olduğum bir TEDx konuşmasının videosunu aşağıya ekliyorum. O video konferanstaki her iki önerim de de ısrarlıyım.